Yegane Yol “Nutuk”

​     Her bir iline prangalar vurulmuş; en güzel kentlerinde en kötülerin attığı adımlarla ileriye gittiği sanılmış. Bağnazlığın en üst seviyesine, halkı susturma evresine ulaşmış devlet denilesi güç bir  çukuru güneşin aydınlığına kavuşmasını sağlamış bir lider.

      Binlerce insanın gönlünde ve gönlümüzde taht kurmuş bir önder. Hayatını milletin onur ve şerefine adamış gerçek bir kahramanın, dehanın, MUSTAFA KEMAL ATAÜRK’ün kaleme aldığı eser; NUTUK(SÖYLEV). Her Türk evladının okumasını borç bilmesi gereken şahane eser. Buhran zamanlarında, içinden çıkılamayacak olaylarla baş başa kalındığında ve kitlelerin elinden düşünme yetisinin alındığı fark edilmeye başlandıkça başvurulması gereken tek yol. Okunulduğu takdirde okura zaman değerlendirmesi, milli bilinç, tarih bilinci ve Cumhuriyetçi ruhu kazandıracak. Basit kitaplar gibi bireysel fayda sağlamakla kalmayıp devletin ve milletin refaha ulaşmasını sağlayacak en güzel eser.

     Türkiye Cumhuriyetinin Türk evlatları olarak milli benliğimizin korunması ve istiklal davası uğruna yere düşmüş canlar gibi her daim aynı uğurda verilecek canların olması için altının çizile çizile okunacağı yegane kitap NUTUK.

Sorarsan Ki Susmak Mı İsterim? 

      Sessiz cümlelerden vazgeçişlerimin resmidir bu yazılar. Kelimelerim, şiirim ve gecem beni suskunluğumla siteme boğarken ellerimden tutan eller var.

       Hep bahsederim şiirlerimde ya benim şiirlerim bana sabahın dördünde düşmüşlerdir diye, en fazla sabahın dördünü severim ben sorarsanız ki niye? Bazıları gecenin dördü der o saate bazıları da ben gibi sabahın dördü diye ekler dizelere. Bende isterim şiirlerimin,şafağın kucağındaki sabahın dördü gibi özgürce çıkmasını haspesedilmiş kağıtlardan, dolaşmasını isterim gecenin sabaha kavuşmaya en yakın olduğu andaki kızıllığı baştan başa. Beraber geçirdiğimiz vakitlere konuk olsun isterim. Sen şiirimsin ya benim şiirlerimin de seni görmesini isterim. Belki, belki o zaman susar gecenin kuytu karanlıklarında  lâl olmuş bu dile haykıran bedenim. Sorarsan ki susmak mı isterim? Yok sevgilim ben yalancı şairler gibi şiirim sensin deyip mısralarımı çöpe atmayı değil, ancak ve ancak şiirim olan senden kokunun esareti olmuş bu bedene şiirler düşürüp, mürekkebi olduğumuz kalemle yeni hayaller yazmak isterim.

         Adının geçtiği her cümleme üç nokta koyarım, ben manasız kelamlarla aşkın defterine saçma resimler çizmeyi değil adını çekinerek şiirlerimde kelimelerim ardına gizlemesini bilirim…

Elveda Hayalim

Ve kanımın son damlasıydı anım,

Sensizliğe yönelirken bakışlarım.

Sönerken birer birer yıldızlarım,

Ellerimde kelimelerden kurşunlarım.



Saatin hızlı adımlarını duyarım.

Boş geçmiş boşluğa yanarım.

Dökülürken son göz yaşlarım,

Kollarımı hayalinle sararım.



Düşerken bir bir yapraklarım.

Takatimi zorlar adın sorarım,

Defterim olur düşmüş yapraklarım.

Buruk gülüşlü soğuk nefesle elveda hayalim yazarım 

                                                              -Serkan Karabostan-

Kurmaca Sitemler Kurmaca Sözler

​         Hep aynı sözler yankılanıyor kulaklarda “kitaplar bilgisayarlar kadar çekici değil ama”  bu sözün karşılığında düşünce kalmayınca hakaretin sebebine dönüşmüş sayfalar ıstırap veriyor kitap okutmak isterken kitapları düşman ettiğimiz insanlara.

        Sürekli araştırmalardan ele geçen verilerden yola çıkılarak sadece ve sadece rekabete sokulmuş oyunun piyonları gibi sıralamalarımız veriliyor ellerimize. Okumadığımız gerçeği birkaç cümlenin içinde süslü ses sanatları ve okumayan kitleye hiddet söylemleriyle rutin sonuna kavuşuyor. Adeta toplumun günah keçisi yapılan bu insanlar üstlerine kurulmuş bu temelin altında kalmış, toplumun gözünde yani okuyan kitlenin gözünde günah keçisi ilan edilmiş olanlar, yalnız yukardaki sorunla çatışıyor “kitaplar, bilgisayarlar kadar çekici ve büyüleyici değil ama…” bende kalemimin acizliğiyle bu soruna çözüm bulmak adına mürekkep dökmek istiyorum. Oyunları çekici ve eğlendirici kılan en temel özellik; oyunda bölüm  veya başlangıçta sunulmuş olan hikayenin vücut bulmuş hali, sanal gerçekliği yani geçen paragrafın karikatür ve veya farklı bir şekilde göz önüne getirilmesidir.Bu faaliyet yani okumuş olanların göz önüne gelmesi vücudun beğeni mekenizmasında sessiz çığlar büyütecek kadar etkilidir. İşte bu noktada kitap ve oyun ayrılır. Kitapta geçen cümleleri okumakla kalanlar sadece bu cümleye yaslanır.

          Kitapta okunan her cümle beynin işlevleriyle hayal edilse kitap adını verdiğimiz nesne aklımızda dikdörtgen prizmanın içine hapsedilmiş kelimeler olma kalıbından sıyrılsa. 21.yüzyılda çoğu insan tarafından  tadı unutulmuş ve oyunlara devredilmiş hayal etmenin  gerçek hazzına tekrar varılabilir. Sürekli aynı kurmaca sitemlerde bulunan yazarlardan sayfalar hayal edenlerle temizlenebilir. Bu cümleler sonunda “-abilir,-ebilir” eklerini bulundurmaktan vazgeçebilir.

         
        

Bu şiirde Süküta Gider

Sabahın dördüne yaklaşıyor saatler.

Başlıyor üşüşmeye duvarlarıma soğuk şiirler.

Hasretinden buz kesmiş eller.

Acı tütüne boğulmuş bedenler

Acıma set olmuş gülmeler.

Güldükçe acımı tazeler.

Dar bir kaldırıma yığılmış gözler,

Mısralarım olan ayak izlerini bekler.

Ay ışığı vuran kelimeler,

Esaretten vuslat gözler.

Rüzgarın hedefidir sarhoş kalemler.

Kokun bu şiiride süküta gömer.

                                                                                                                                                    -Serkan Karabostan-

Anılar Ölmekteler

Ansız kahkahalar, ansız hüzünler.

Şiirlerde çarpışır dizeler.

Kelime eksikliğinden dizeler ölmekteler.

Yanlış yağmurlar yanmış omuzlara değmekteler.




Ölümün kıyısında gezinir hayaller.

Her sözümle sayfalarım kabre girmekteler.

Hesapsız kalmış cümleler,

Karanlıkta kan dökmekteler.




Acısız dikiş tutmaz kalemler.

Korkuma settir sessiz geceler,

Yazılan çizilen sayısız saatler,

Kaybolan saatlerim içre anılarım ölmekteler.


Serkan Karabostan 

Wattpad şiir kitabım: Acıyı Sevmek 

Şiir Ne Mısradır Ne Dize

​        Boş saatlerin boş dakikalarında en fazla şiire ihtiyaç duyulur. Her bir dizesinde milyonlarca duygu çarpışan, şairinin ürkek elleriyle kelime eksikliğinden dizeler silinen, yanlış yağmurların yanmış omuzlara değmesini engelleyen şiirlere ihtiyaç duyulur.

       Toplumun büyük bir kısmı şiiri ve şairi “gereksiz” yargısıyla damgalar. Bu damganın ardında duyguları sömürülen, düşünceyi öne çıkarıp mantığı ideal olan tek yol olarak göstermeleri yatarken düşüncenin oluşumunu sağlayanın duygu olduğunu unuturlar. Bu cümleme de “yanlış” ibaresi yükleyen okurlar da haklılar. Sonuçta şiiri okuyup şaire nefret duygusu edinmiş( altını çiziyorum nefret duygusu) mankurtların o görkemli dizelere yapıştırdığı “gereksiz” ibaresi de kendilerinin kabul ettiği gibi bir düşünce seviyesine çıkamamıştır. Bunun yanında şiiri köhne bir yapı olarak görenler yaptığı eleştirilerin içindeki şiiri de görmeliler. Şiir sadece basmakalıplardan oluşmuş kelimeler topluluğu değildir. Duygunun sindiği duygunun sinmesiyle birlikte düşüncenin süzülerek kağıda geçimiyle oluşan her parça şiirdir. Şiir sadece kağıt üstünde de değildir. Bazen sert adımlarla yürümektir şiir bazen de şairine gereksiz damgası vuranlara acıyarak bakmaktır.

        Duyguları sürekli geri plana itip mantık ile mükemmelliğe ulaşacağını düşünen hayalperestlere sesleniyorum. Anlaşıldığı üzre gözlem eksikliğinizden ve bunun doğurduğu bıkkınlık duygunuzdan oluşturduğunuz mizahi dizeleri bırakın da sayfalara yakışır kelamlar sunalım gurur kaynaklarım olmuş şairlere yeni Nazım Hikmetler yeni Namık Kemaller ekleyelim.                                       

                                                                                                                                                                    -Serkan Karabostan-

Savrulmuş Kağıtlar

Şehre düşen şarkılar,

Gecelerde yağmura sızar,

Gözleri ağlayan yürekler sızlar.

Susup kalanlar geceden kaçar.



Suya yazılmış düşler,

Okunmayı bekleyen şiirler,

Kül düşmüş cümleler,

Hasrete esaret vuslatı bekler



Üç nokta koyulmuş yazılanlar,

Süküt bekleyen hırçın hayatlar,

Hayallerle savrulmuş sayfalar,

Gerçekleşmeye beden arar.

                                                                                -Serkan Karabostan-

                                                                                   Wattpad şiir kitabı: Acıyı sevmek / karabostanserkan