Osmanlı Devleti Dünya Savaşına Neden Girdi?

​    Dünya devletleri yeryüzünün her toprağına göz dikmiş bir vaziyet içinde çabalarken hasta adam Osmanlı kendi bünyesinde yaşadığı sıkıntılarla uğraşıyordu. Suikastler, isyanlar, padişahı tahtından indirip hükümet kurma faaliyetleri cihanda aldığı namı hızla kaybetmiş olan Osmanlı için büyük sarsıntılar haline geliyordu. 

      Batıda savaş kızışmıştı. Siyasi birliğini geç tamamlamış ve yavaş yavaş güçlü bir ülke konumuna gelen Almanya Fransa’nın can damarı maden bölgelerini işgal etmişti. Oyunun kurucusu olan Emperyalist İngiltere Almanya’nın bu gelişme eğilimini yarıda kesmek ve bunun yanında savaştaki baskısını azaltmak istiyordu. Savaş batı cephesinde kilit noktaya gelmişti.

     Almanya ise Ortadoğu da her mantık ve akılla hareket eden devlet gibi Osmanlı devleti üzerinden hareket etmeyi düşünüyordu. Önceden kendilerine yük olacağını söyledikleri hasta adamı kendi üzerlerindeki baskıyı azaltmak ve cephe sayısını arttırmak için tabiri caizse kullanacaklardı.

    Osmanlı ordusunun durumu ve uzun savaşlar sonucunda aldığı yaralar hayalperest emperyalistlerin umutlarını daha da yeşertiyordu. Fark edemedikleri tek bir nokta vardı; Osmanlı devletinin yani Türk ulusunun her evladı vatan söz konusu olduğunda şahsiyeti  hangi vaziyette olursa olsun devletini ve namusunu korumak için her mücadeleyi kanının son damlasına kadar verirdi nitekim Yemen Çöllerinden Galiçya’ya bütün cephelerden yaralı askerler yurduna dönerken 10 Temmuz 1914 Cihad-ı Ekber ( büyük savaş) emri ile evlerine varmadan cepheye vardılar. Askerlik şubelerinin önü emperyalistlerin Türkleri Orta Asya’nın bozkır steplerine sürme hayalini duyan halkla doluyordu. Avrupa’da kendilerine güzel bir gelecek kurma hayaliyle tahsile gitmiş gençlerimiz bu umutlarını tereddütsüz silerek İslam’ın son ordusuna katılmak için memleketlerine dönüyorlardı. Köylü işini gücünü bırakmış askerlik şubelerinin önünü doldurmuştu. Halkın gösterdiği bu seferberlik hayalperest emperyalistlerin düşlerine ilk düşmeyi yaşatmıştı.

    Bahsi geçen 1. Dünya Savaşı’nın ayak sesleri çok uzaktan gelmiyordu. 1877 yılında İngiltere kralı 1. Edward ile Rus çarı 2. Nikola Finlandiya’daki Ruvel kentinde buluşup savaşın temelini atmışlardı. Osmanlı devleti bütün bu faaliyetleri görüyor ve savaşa girdiği veya girmediği takdirde toprak bütünlüğüne zarar geleceğini biliyordu. Bunun yanında Osmanlı devleti tarafsızlığını koruduğu sırada İngiltere tarafından büyük haksızlığa uğradı. Büyük sefalet içinde olan halktan toplanan 7.5 altın karşılığında yaptırılan gemilere İngiliz Deniz Bakanı Winston Churchill, Osmanlı bayrağı çekilmesini engelledi ve el koyduğunu açıkladı. Onursuz bir milletten beklenecek tek harekette zaten bu olabilirdi. İngilizler şaşırtmamıştı. Bu gemilere el koyması için hiçbir geçerli sebep yoktu. Osmanlı devleti hiç kimse ile savaş içinde değildi. Bunun yanında İngilizlerin bu eylemde bulunmasını isteyen aslında Yunanistan’dı. Amerika’dan iki yeni gemi satın alan Yunanlılar, ingiltere’den Osmanlı’nın gemilerine el koymasını istemişti. Sonuç olarak savaşın koşar adımlarla üstümüze geldiği o kara günlerde halkın parasını ödediği o iki gemiyi alamadık.

    İngiltere’nin tavrını koyduğu Sultan Osman ve Reşadiye gemilerine en doğru tabiriyle onursuz bir devlet olarak çaldığı gün takvimler 02.08.1914’ü gösteriyordu. Sadrazam Said Halim Paşa’nın yalısında Almanlarla bir toplantı yapıldı. Bu antlaşmanın yapıldığını Enver Paşa, Talat Bey ve Halil Bey’den başka kimse  bilmiyordu. O günlerde Osmanlı boğazını savaş gemilerine kapatmıştı. İngiltere’nin görüldüğü yerde vurulmasını emrettiği iki Alman savaş gemisi ( Goeben ve Breslau)  akşama doğru boğaza girdi Çanakkale önünde demir attı. Bu iki gemiye Türk bayrağı çekildi, Yavuz ve Midilli adları savaş gemilerine verildi. Bu iki gemi Karadeniz’de manevralara başladı. Mürettebatı Alman olan bu gemilerinin yaptığı manevraları Osmanlı devleti güç gösterisi olarak görmeyi sürdürürken Almanlar gizli hesaplar içindeydi. Osmanlı uçurumun son noktasındaydı. 

    Almanya’dan gelen gizli bir emirle Rusya’nın Sivastapol Limanı bombalandı. Böylece Osmanlı kendini resmen savaşın içinde buldu. Savaş artık üzerimizdeydi. 

                                                                                                                                                        -Serkan KARABOSTAN-

    

Reklamlar

3 thoughts on “Osmanlı Devleti Dünya Savaşına Neden Girdi?

  1. 🐞UĞUR BÖCEĞİ🐞LADYBUG 🐞

    Osmanlı kendine batıda viyanada ve daha birçok batı ülkesinde kendi dost aradı. Aynı şekilde arap yarıma adasında da kendine dost aradı. Oralara hizmet götürdü. Ancak içte özellikle Anadolu da, iç Anadolu da insanlarını fakir bıraktı. Osmanlının İç Anadolu da bıraktığı bir tane eser bulmazsınız. Eserlerin hepsi Selçuklu eseridir. Sonra batı bize her türlü oyunu yaptı. İçte ve dışta. Bir kısım batı hayranı oldu. Bir kısmı endülüs emevi milliyetçisi yani arap milliyetçiliğne yöneldi. Özümüze darbe vuran bu yapı bizi çökertti. Sonra yemen çöllerinden dönerken araplar ingilizlerin gazına gelerek. Osmanlıyı yemenden dönerken arkadan bıçakladı. Anadolu insanı her şeye rağmen vatan benim deyip cephelere savaşa gitti ve Yüce ALLAH ımızda bize öyle bir komutan verdi ki! Atatürk kiminin dinsiz diye yaftaladığı bu adam bir milletin uyanışını sağladı. Düşmana cehennem alevi gibi gelen ordumuz. Türkiye cumhuriyetini kurdu. Ve bu gün o özgürlüğümüz sayesinde, dalgalanan Türk bayrağımız yarınlarımıza umut oldu.
    Ne mutlu TÜRKÜM diyene
    Ne Mutlu TÜRK vatandaşıyım diyene

    Günaydın &
    🐞UĞUR BÖCEĞİ🐞LADYBUG 🐞

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s