En Çok Bir Olmaktı Aşk 

​   Gecenin gökyüzünü süsleyen yıldızlarla yarin hayalini çizmektir sonsuz karanlığa aşk. Dünyanın karanlığına aydınlık katmaktır, sessizce pencerenin kenarına oturup uzaklara dalmaktır. Esen rüzgarda yarin hayali ve kokusunu bulup ellere pranga yapmaktır aşk.

     Hep bizim kalp olarak kabul ettiğimiz o sembolik şeklin anlamını düşündüm.(💗) Neydi ki bu sembolün anlamı? Neden böyle kabul edildi de neden dikdörtgen veya  daha farklı bir şekil değildi? Bir soru olunca aklınızda bilirsiniz hiçbir iş tat vermez hatta bilinç olmaz. Odaklanma faaliyeti tamamlanmaz,tamamlanamaz. Dalgınca geçirilen saatlerin ardından kaybolunmuş sokaklarımda attığım çığlıklarımdan sonra bir suret eklendi gökyüzüme, yıldızlarla hayalini çizdiğim bir suret eklendi. Yine aklımda aynı soruyla otururken yanında ellerinden tuttuğum anda buldum cevabı. Bu sembol demekti ki her insanda bulunan biyolojik kalp bir çift olarak yan yana konulduğunda 💚kalp olmaktaydı yani aslında her insan birer kalbin yarısıydı.

       Ve aşk en çok onla bir olmaktı yarımken bu hapsedilmiş bendende kalbi oluşturmaktı. El ele mahkumluktan özgürlüğe koşmaktı.

  

Geçmeyen Saatlere Sitemle

Binlerce satır var içimde,

Kırılmış parçalarla birlikte.

Boğuyor beni sustuğum vakitte.

Kanatıyor her zerremi hasretinle.

Adını kullanmıyorum şiirlerimde.

Kullanmak istesem de,

Adını yazınca bu deftere,

Kalmaz başka sözüm geriye.

Sevgimi sessizce yaşarım kelimelerde.

Yakup kavuran şarkıların sözleriyle,

Yıkıp dağıtan sitemlerle,

Yönelir gözler geçmeyen saatlere, günlere…

-serkankarabostan-

Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun!

​   Andımız vardı bir zamanlar hatırlarsınız. Ya da anımsamamış olanlara şöyle hatırlatırım; Türk çocuğunun sabahın en güzel saatlerinde coşkuyla bağıra bağıra söylediği anlamlı bir metin vardı. Bir kağıt üzerinde binlerce anlamsız, kifayetsiz cümleyle kaldırıldı.

   Genç nesile; tertemiz sayfalara işlenecek vatan sevgisinde en büyük rol oynayacak, onların her birine şeref ve namus kavramlarını aşılayacak ve belli bir amacı olduğunu öğretecek hatta yol rehberliği yapacak olan bu metin ellerinden alındı, elimizden alındı. Birkaç yıl geçti alanlar tarafından eleştiriler yapıldı, PİSA sıralamamızın düşüklüğüne çözüm arandı(!) yine yanlış yollara sapıldı. Daha sonra bazıları çıktı iş adamlarımızın çoğu kendi sermayesini düşünüyor devletin bekasını umursamıyor dedi. Peki milletin elinden kendi elleriyle aldıkları çalışma şevki, şeref, onur ve vatanseverlik gibi kavramları millete hesap sormak için kullanmaya hakları var mıydı? Ya da şöyle soralım beyaz kağıtlara geceyi inatla resmeden ressamın kendi tablosunu yorumlarken buraya neden güneş çizilmemiş deme hakkı var mıydı?

   Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

   Ne mutlu Türküm diyene!

   -serkankarabostan-

Yegane Yol “Nutuk”

​     Her bir iline prangalar vurulmuş; en güzel kentlerinde en kötülerin attığı adımlarla ileriye gittiği sanılmış. Bağnazlığın en üst seviyesine, halkı susturma evresine ulaşmış devlet denilesi güç bir  çukuru güneşin aydınlığına kavuşmasını sağlamış bir lider.

      Binlerce insanın gönlünde ve gönlümüzde taht kurmuş bir önder. Hayatını milletin onur ve şerefine adamış gerçek bir kahramanın, dehanın, MUSTAFA KEMAL ATAÜRK’ün kaleme aldığı eser; NUTUK(SÖYLEV). Her Türk evladının okumasını borç bilmesi gereken şahane eser. Buhran zamanlarında, içinden çıkılamayacak olaylarla baş başa kalındığında ve kitlelerin elinden düşünme yetisinin alındığı fark edilmeye başlandıkça başvurulması gereken tek yol. Okunulduğu takdirde okura zaman değerlendirmesi, milli bilinç, tarih bilinci ve Cumhuriyetçi ruhu kazandıracak. Basit kitaplar gibi bireysel fayda sağlamakla kalmayıp devletin ve milletin refaha ulaşmasını sağlayacak en güzel eser.

     Türkiye Cumhuriyetinin Türk evlatları olarak milli benliğimizin korunması ve istiklal davası uğruna yere düşmüş canlar gibi her daim aynı uğurda verilecek canların olması için altının çizile çizile okunacağı yegane kitap NUTUK.

Yapılması Veya Okunması Gereken KAVGA

​  Bir hayatın bağıra bağıra haykırışlarından doğan kitap. Bir kitle tarafından katil ;bir kitle tarafından lider vasfını alırken yıllardır aklın köşesinde yer tutmuş bir yazarın, siyasetçinin ve yöneticinin yani Adolf Hitler’in kavgam adlı kitabı…..

   Asrın, içinde bulunduğumuz yüzyılın büyük isimlerinin en büyük başarı noktası siyasetin avuç içlerine olan konumudur. Siyasete olan hakimliğidir. Başarı kitleleri yönettikçe, kitleleri etrafı çizilmiş bir alan içinde sınırlı ve yüzeysel düşünmeye sürükledikçe başarıdır. Bu başarıya sahip olmakta ya büyük bir kavga ister ya da başkalarının kavgasını okumayı, mesela Hitlerin kitabını KAVGAM’ı 

   İkna kabiliyetini geliştirmek isteyen, belli bir kesim üstünde hüküm sürmekle kalmayıp farklı kitlelerden de takdir bekleyen insanların okuması gereken bir kavga…

Sorarsan Ki Susmak Mı İsterim? 

      Sessiz cümlelerden vazgeçişlerimin resmidir bu yazılar. Kelimelerim, şiirim ve gecem beni suskunluğumla siteme boğarken ellerimden tutan eller var.

       Hep bahsederim şiirlerimde ya benim şiirlerim bana sabahın dördünde düşmüşlerdir diye, en fazla sabahın dördünü severim ben sorarsanız ki niye? Bazıları gecenin dördü der o saate bazıları da ben gibi sabahın dördü diye ekler dizelere. Bende isterim şiirlerimin,şafağın kucağındaki sabahın dördü gibi özgürce çıkmasını haspesedilmiş kağıtlardan, dolaşmasını isterim gecenin sabaha kavuşmaya en yakın olduğu andaki kızıllığı baştan başa. Beraber geçirdiğimiz vakitlere konuk olsun isterim. Sen şiirimsin ya benim şiirlerimin de seni görmesini isterim. Belki, belki o zaman susar gecenin kuytu karanlıklarında  lâl olmuş bu dile haykıran bedenim. Sorarsan ki susmak mı isterim? Yok sevgilim ben yalancı şairler gibi şiirim sensin deyip mısralarımı çöpe atmayı değil, ancak ve ancak şiirim olan senden kokunun esareti olmuş bu bedene şiirler düşürüp, mürekkebi olduğumuz kalemle yeni hayaller yazmak isterim.

         Adının geçtiği her cümleme üç nokta koyarım, ben manasız kelamlarla aşkın defterine saçma resimler çizmeyi değil adını çekinerek şiirlerimde kelimelerim ardına gizlemesini bilirim…

Elveda Hayalim

Ve kanımın son damlasıydı anım,

Sensizliğe yönelirken bakışlarım.

Sönerken birer birer yıldızlarım,

Ellerimde kelimelerden kurşunlarım.



Saatin hızlı adımlarını duyarım.

Boş geçmiş boşluğa yanarım.

Dökülürken son göz yaşlarım,

Kollarımı hayalinle sararım.



Düşerken bir bir yapraklarım.

Takatimi zorlar adın sorarım,

Defterim olur düşmüş yapraklarım.

Buruk gülüşlü soğuk nefesle elveda hayalim yazarım 

                                                              -Serkan Karabostan-

Kurmaca Sitemler Kurmaca Sözler

​         Hep aynı sözler yankılanıyor kulaklarda “kitaplar bilgisayarlar kadar çekici değil ama”  bu sözün karşılığında düşünce kalmayınca hakaretin sebebine dönüşmüş sayfalar ıstırap veriyor kitap okutmak isterken kitapları düşman ettiğimiz insanlara.

        Sürekli araştırmalardan ele geçen verilerden yola çıkılarak sadece ve sadece rekabete sokulmuş oyunun piyonları gibi sıralamalarımız veriliyor ellerimize. Okumadığımız gerçeği birkaç cümlenin içinde süslü ses sanatları ve okumayan kitleye hiddet söylemleriyle rutin sonuna kavuşuyor. Adeta toplumun günah keçisi yapılan bu insanlar üstlerine kurulmuş bu temelin altında kalmış, toplumun gözünde yani okuyan kitlenin gözünde günah keçisi ilan edilmiş olanlar, yalnız yukardaki sorunla çatışıyor “kitaplar, bilgisayarlar kadar çekici ve büyüleyici değil ama…” bende kalemimin acizliğiyle bu soruna çözüm bulmak adına mürekkep dökmek istiyorum. Oyunları çekici ve eğlendirici kılan en temel özellik; oyunda bölüm  veya başlangıçta sunulmuş olan hikayenin vücut bulmuş hali, sanal gerçekliği yani geçen paragrafın karikatür ve veya farklı bir şekilde göz önüne getirilmesidir.Bu faaliyet yani okumuş olanların göz önüne gelmesi vücudun beğeni mekenizmasında sessiz çığlar büyütecek kadar etkilidir. İşte bu noktada kitap ve oyun ayrılır. Kitapta geçen cümleleri okumakla kalanlar sadece bu cümleye yaslanır.

          Kitapta okunan her cümle beynin işlevleriyle hayal edilse kitap adını verdiğimiz nesne aklımızda dikdörtgen prizmanın içine hapsedilmiş kelimeler olma kalıbından sıyrılsa. 21.yüzyılda çoğu insan tarafından  tadı unutulmuş ve oyunlara devredilmiş hayal etmenin  gerçek hazzına tekrar varılabilir. Sürekli aynı kurmaca sitemlerde bulunan yazarlardan sayfalar hayal edenlerle temizlenebilir. Bu cümleler sonunda “-abilir,-ebilir” eklerini bulundurmaktan vazgeçebilir.